Biraz bilgiye ihtiyaç var: Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın Amerikan Başkanı Bush ile gerçekleştirdiği ‘verimli zirve’ sonrasında Türk medyasında yer alan haberlere bakanlar, Türk-Amerikan askeri ilişkilerinin yeni başladığını, veya, bu ilişkilerde bugüne kadar hiç rastlanılmayan bir takım kavramların yaşanıldığını sanabilirler.
Yanlıştır.
Türk-ABD askeri işbirliği, Türkiye’nin NATO üyesi olduğu 18 Şubat 1952 tarihinden bu yana düzenli işleyen, ‘Soğuk Savaş’ gibi çok badireli bir dönemde ‘örnek gösterilen’ bugün de dünya barışı için önemini koruyan bir kavramdır. Türkiye ve Amerika, Afganistan, Kosova, Bosna-Hersek gibi zorlu coğrafyalarda omuz omuza çalışmalarını sürdürmektedir. O halde, gazetelerin manşetlerine yeniymiş gibi yansıyan gelişmelerin anlamı nedir? Anlatalım:
1. Türkiye’nin Amerika ile askeri işbirliğinin ‘ana kanalı’ NATO anlaşması çerçevesinde, merkezi Almanya’nın Stuttgart kentindeki ABD Avrupa Komutanlığı (EUCOM)’dur. Amerika’nın bu çok önemli komutanlığı, dünyanın yaklaşık 35 milyon kilometrekare büyüklüğünde 92 ülkesinden sorumlu olarak çalışmalarını sürdürmektedir.(Tüm Avrupa, Afrika’nın bir bölümü, Balkanlar, Kafkasya, Rusya ve tüm eski Sovyet coğrafyası.)
2. Buna karşılık, Türkiye’nin yakından ilgili olduğu Irak başta, tüm Ortadoğu-Arap dünyası, 1983 yılında merkezi Tampa Florida’da, operasyon karargahı da Katar’da kurulmuş ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM)’un sorumluluğundadır. Birinci ve İkinci Körfez Savaşları ile Afganistan müdahalesini bu komutanlık gerçekleştirmiştir. Son günlerin ünlü ismi, Irak’taki Amerikan işgal kuvvetlerinin komutanı General David Patraeus, bu komutanlığa bağlı olarak görev yapmaktadır.
3. Avrupa’daki EUCOM karargahı, Türk ordusunun önemini, gücünü, Türk askerinin psikolojisini çok iyi bilen, Türkler ile birlikte çalışmaya alışmış, bir sorun çıktığında Pentagon ve Amerikan yönetimi nezdinde derhal ‘Türkiye’nin leyhine’ girişimde bulunmayı alışkanlık edinmiş bir karagahdır.
4. Katar’daki CENTCOM karargahının ise Türkiye ile çalışma gibi bir alışkanlığı yoktur. Demokratik olmayan Arap ülkelerinin askerleriyle çalışmaya alışmış, askeri geleneklerini Ortadoğu’ya göre biçimlemiş CENTCOM, bölgede esen hava nedeniyle genellikle Türkiye’ye karşı ‘mesafeli’ hatta ‘soğuk’ duran bir yapıya sahiptir. 4 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de Türk askerinin başına çuval geçirme işini yapanlar bu karargaha bağlıdır.
5. Zaten, gerek Türkiye’nin Kuzey Irak’a dönük kaygılarının artmasında, gerek, bölge kaynaklı ‘müttefik istihbaratının’ akışında karşılaşılan zorluk da bu yapıdan kaynaklanmaktadır. CENTCOM, elde ettiği istihbaratı EUCOM’a geçmekte, askeri istihbarat akışı NATO üzerinden sağlandığı için genellikle ‘bayat’ olmaktadır.
6. Oval ofis buluşması sonrasında, Genelkurmay 2’nci Başkanı Orgeneral Ergin Saygın’a muhatap kılınan Amerikan Genelkurmay 2’nci Başkanı James E.Cartwright, Avrupa kuvvetlerinde hizmet vermiş, yani Türk askeriyle NATO bünyesinde yakın mesai harcamış bir komutandır.
7. Bu ikiliye General Patraeus’un dahil edilmesi bir tek sonucu işaret etmektedir: Türkiye, artık, Katar’daki Amerikan Merkezi Komutanlığı CENTCOM ile ‘doğrudan’ askeri temas içinde olacaktır. Yani, Türk ordusu, Amerika askeriyle Avrupa’da EUCOM karargahı üzerinden kurduğu ilişkinin aynısını CENTCOM ile kuracaktır. Bu, öncelikle, bölgeye dönük en taze istihbarat akışının en hızlı şekilde Türkiye’ye ulaşması demektir. Aynı zamanda, Türk ordusunun bölgede gerçekleştireceği operasyonların koordinatlarının bölgeden sorumlu Amerikan komutanlığına hızla iletilmesi ve özellikle Türk-Amerikan savaş uçaklarının ‘talihsiz’ karşılaşma olasılığının ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.
8. Kurulan bu ilişkinin devamında, CENTCOM kurmayları da tıpkı Avrupa’da görev yapan meslektaşları gibi, Türkiye’nin ve askerinin Ortadoğu denklemindeki önemini daha iyi kavrayacak, ilişkiler normalleşecek ve Türkiye, Suriye-Irak-İran sınırından algıladığı tehditler konusunda ciddi bir rahatlama yaşayacaktır.
9. Türkiye’nin PKK’ya dönük sınır ötesi harekatını Amerika ile bağlantılı gerçekleştirmesi, bu açıdan bakıldığında ‘güdümlü’ veya ‘icazetli’ bir harekat olarak değerlendirilemez. Sadece, bölgede birlikte var olma kararı alan iki ordu, bunun ‘mekanizmalarını’ gerçekleştirmektedir.
Yanlıştır.
Türk-ABD askeri işbirliği, Türkiye’nin NATO üyesi olduğu 18 Şubat 1952 tarihinden bu yana düzenli işleyen, ‘Soğuk Savaş’ gibi çok badireli bir dönemde ‘örnek gösterilen’ bugün de dünya barışı için önemini koruyan bir kavramdır. Türkiye ve Amerika, Afganistan, Kosova, Bosna-Hersek gibi zorlu coğrafyalarda omuz omuza çalışmalarını sürdürmektedir. O halde, gazetelerin manşetlerine yeniymiş gibi yansıyan gelişmelerin anlamı nedir? Anlatalım:
1. Türkiye’nin Amerika ile askeri işbirliğinin ‘ana kanalı’ NATO anlaşması çerçevesinde, merkezi Almanya’nın Stuttgart kentindeki ABD Avrupa Komutanlığı (EUCOM)’dur. Amerika’nın bu çok önemli komutanlığı, dünyanın yaklaşık 35 milyon kilometrekare büyüklüğünde 92 ülkesinden sorumlu olarak çalışmalarını sürdürmektedir.(Tüm Avrupa, Afrika’nın bir bölümü, Balkanlar, Kafkasya, Rusya ve tüm eski Sovyet coğrafyası.)
2. Buna karşılık, Türkiye’nin yakından ilgili olduğu Irak başta, tüm Ortadoğu-Arap dünyası, 1983 yılında merkezi Tampa Florida’da, operasyon karargahı da Katar’da kurulmuş ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM)’un sorumluluğundadır. Birinci ve İkinci Körfez Savaşları ile Afganistan müdahalesini bu komutanlık gerçekleştirmiştir. Son günlerin ünlü ismi, Irak’taki Amerikan işgal kuvvetlerinin komutanı General David Patraeus, bu komutanlığa bağlı olarak görev yapmaktadır.
3. Avrupa’daki EUCOM karargahı, Türk ordusunun önemini, gücünü, Türk askerinin psikolojisini çok iyi bilen, Türkler ile birlikte çalışmaya alışmış, bir sorun çıktığında Pentagon ve Amerikan yönetimi nezdinde derhal ‘Türkiye’nin leyhine’ girişimde bulunmayı alışkanlık edinmiş bir karagahdır.
4. Katar’daki CENTCOM karargahının ise Türkiye ile çalışma gibi bir alışkanlığı yoktur. Demokratik olmayan Arap ülkelerinin askerleriyle çalışmaya alışmış, askeri geleneklerini Ortadoğu’ya göre biçimlemiş CENTCOM, bölgede esen hava nedeniyle genellikle Türkiye’ye karşı ‘mesafeli’ hatta ‘soğuk’ duran bir yapıya sahiptir. 4 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de Türk askerinin başına çuval geçirme işini yapanlar bu karargaha bağlıdır.
5. Zaten, gerek Türkiye’nin Kuzey Irak’a dönük kaygılarının artmasında, gerek, bölge kaynaklı ‘müttefik istihbaratının’ akışında karşılaşılan zorluk da bu yapıdan kaynaklanmaktadır. CENTCOM, elde ettiği istihbaratı EUCOM’a geçmekte, askeri istihbarat akışı NATO üzerinden sağlandığı için genellikle ‘bayat’ olmaktadır.
6. Oval ofis buluşması sonrasında, Genelkurmay 2’nci Başkanı Orgeneral Ergin Saygın’a muhatap kılınan Amerikan Genelkurmay 2’nci Başkanı James E.Cartwright, Avrupa kuvvetlerinde hizmet vermiş, yani Türk askeriyle NATO bünyesinde yakın mesai harcamış bir komutandır.
7. Bu ikiliye General Patraeus’un dahil edilmesi bir tek sonucu işaret etmektedir: Türkiye, artık, Katar’daki Amerikan Merkezi Komutanlığı CENTCOM ile ‘doğrudan’ askeri temas içinde olacaktır. Yani, Türk ordusu, Amerika askeriyle Avrupa’da EUCOM karargahı üzerinden kurduğu ilişkinin aynısını CENTCOM ile kuracaktır. Bu, öncelikle, bölgeye dönük en taze istihbarat akışının en hızlı şekilde Türkiye’ye ulaşması demektir. Aynı zamanda, Türk ordusunun bölgede gerçekleştireceği operasyonların koordinatlarının bölgeden sorumlu Amerikan komutanlığına hızla iletilmesi ve özellikle Türk-Amerikan savaş uçaklarının ‘talihsiz’ karşılaşma olasılığının ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.
8. Kurulan bu ilişkinin devamında, CENTCOM kurmayları da tıpkı Avrupa’da görev yapan meslektaşları gibi, Türkiye’nin ve askerinin Ortadoğu denklemindeki önemini daha iyi kavrayacak, ilişkiler normalleşecek ve Türkiye, Suriye-Irak-İran sınırından algıladığı tehditler konusunda ciddi bir rahatlama yaşayacaktır.
9. Türkiye’nin PKK’ya dönük sınır ötesi harekatını Amerika ile bağlantılı gerçekleştirmesi, bu açıdan bakıldığında ‘güdümlü’ veya ‘icazetli’ bir harekat olarak değerlendirilemez. Sadece, bölgede birlikte var olma kararı alan iki ordu, bunun ‘mekanizmalarını’ gerçekleştirmektedir.


0 Yorum yapılmış.
Yorum Gönder
*Yorum yazma konusunda yardım almak için buraya tıklayınız.
*Yorum yaparken herhangi bir kişi veya kuruma hakaret unsurları içeren kelimeler kullanmayınız.