Hasan Kanbolat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hasan Kanbolat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2008 Cumartesi

Gürcistan Savaşa mı Hazırlanıyor?


Değiştir

Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı, 29 Nisan 2008’de, Abhazya’ya takviye birliklerin mevcut barış anlaşması çerçevesinde Tkvarçeli bölgesindeki barış gücü askerlerine katılacağını açıkladı. Savunma Bakanlığı, bölgeye gönderilen takviye askerlerin sayısı hakkında bilgi vermedi. Moskova asker sayısını, Abhazya ve Güney Osetya sınırına Gürcü konuşlandırmalarına cevaben artırdığını ve oradaki Rus vatandaşlarını korumayı amaçladığını ileri sürüyor. Gürcistan’ın bir parçası olmasına rağmen fiilen bağımsız olan Abhazya ve Güney Osetya'da Rusya Federasyonu’nun barış gücü askerleri bulunuyor. Rusya Federasyonu’nun Abhazya'da 2 bin, Güney Osetya'da da bin civarında askeri olduğu tahmin ediliyor. 30 Nisan’da NATO sözcüsü James Appathurai, Rusya Federasyonu’nun Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü göz ardı ettiğini, NATO'nun bu durumu kaygıyla izlediğini açıkladı. Aynı gün, Gürcistan Devlet Başkanlığı Özel Temsilcisi David Bakradze’de Rusya Federasyonu’nun Abhazya ve Güney Osetya'ya daha fazla asker gönderme planlarının, Gürcistan’a karşı askerî bir saldırı eylemi hazırlığı olmasından korktuğunu açıkladı. Bakradze, Moskova ile gerilimin giderek tırmandığı anlaşmazlıkta uluslararası destek elde etmek amacıyla Brüksel’de bulunuyor. Bakradze, AB'nin Dış Politika ve Savunma Yüksek Temsilcisi Javier Solana ve NATO yetkilileriyle görüştü.



Sovyetler Birliği döneminde “Soyuz’un (Birlik) entelektüel halkı” olarak refah içinde yaşayan Gürcistan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından büyük bir ekonomik çöküntüye uğramıştı. Sovyetler Birliği’nin doğal kaynak zengini ülkeleri (Rusya Federasyonu, Azerbaycan, Kazakistan vb.) dağılmanın sarsıntılarını daha kolay atlatırken, Gürcistan gibi yer üstü ve yer altı kaynakları olmayan ülkelerin (Kırgızistan, Tacikistan vb.) dağılmanın şokunu atlatmaları daha sancılı olmuştu. Sovyet halkları eğitim düzeyi yüksek, kültürlü halklardır. Bu nedenle, çözüm üretme ve bunu uygulama kapasiteleri bulunmaktadır. Bu koşullar içerisinde, 2004 yılında iktidara gelen Avrupa-Atlantik yanlısı Gürcistan Devlet Başkanı Mikheil Saakaşvili, eski günlerdeki gibi mutlu ve refah içinde bir Gürcistan yaratacağına söz vererek halkın desteğini kazanmayı başardı. Saakaşvili, Gürcü halkını Avrupa-Atlantik dünyası ile bütünleşerek refaha kavuşacağına inandırdı. Ancak, beklentiler sağlanamayınca 2007 sonbaharında muhalefetin önderliğinde halk sokaklara döküldü. 5 Ocak 2008 tarihinde erken Devlet Başkanlığı seçimi yapıldı ve Saakaşvili yeniden devlet başkanı oldu. 5 Ocak devlet başkanlığı seçiminde Gürcü halkı sadece yeni devlet başkanını seçmemişti. Devlet başkanlığı seçimi ile birlikte yapılan referandumla Gürcü halkının yüzde 72,5’i Gürcistan’ın NATO’ya üye olması yönünde oy kullanmıştı. Eski Sovyet cumhuriyeti olan Gürcistan için 5 Ocak devlet başkanlığı seçimi, 2007 sonbaharında düzenlenen protestoların şiddetle bastırılmasının ardından bir demokrasi sınavı olarak görülüyordu. Gürcistan, demokratik bir hukuk devleti ve gelişmiş bir siyasi kültüre sahip olmaktan çok uzak olmasına rağmen, Saakaşvili yönetimi seçimlerin mümkün olduğunca adil olmasını sağlamıştı. Gürcü halkı istikrar ve Avrupa-Atlantik dünyası ile bütünleşmek yönünde oyunu kullanmıştı. Saakaşvili, halkını Gürcistan’ı NATO ve AB’ye üye yapacağına tekrar inandırmıştı.


Gürcistan, 2-4 Nisan 2008 tarihinde Bükreş’te gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nde NATO’nun kapılarını aralayan MAP’a (Üyelik Eylem Planı) dahil olmak istiyordu. Böylece NATO, Bükreş Zirvesi’nde Güney Kafkasya’yı da kapsayacak şekilde doğuya doğru genişleyecekti. Ancak, Almanya ile Fransa’nın karşı çıkmaları ve süreci erken bulmaları, Moskova’nın NATO'nun doğuya doğru genişlemesinden kaygı duyması Ukrayna ve Gürcistan’ın MAP’a dahil edilmesini şimdilik önledi. Böylece, NATO’nun Karadeniz’e ve Kafkasya’ya doğru genişleme stratejisi bir başka bahara kaldı.

Bükreş Zirvesi’nde Gürcistan için NATO’nun kapılarının aralanmayarak ertelenmesi Rusya Federasyonu’nun Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlık kararlarını şimdilik tanımamasını sağladı. Kremlin, Gürcistan’ın Avrupa-Atlantik dünyası kurumları ile bütünleşmesinin önünü kesebilmek ve mümkün olduğunca erteleyebilmek için Tiflis ile ilişkilerini yumuşatma arayışını arttırdı. Bu strateji doğrultusunda, Rusya Federasyonu ve Gürcistan arasında 18 ay önce kesilen doğrudan uçak seferleri 25 Mart’ta yeniden başlatıldı. Bunun yanında, 16 Nisan'da Vladimir Putin, hükümete Abhazya ve Güney Osetya ile resmî ilişki kurma talimatı verdi. Aslında Kremlin, Tiflis’e bölgede asıl güçlü olan tarafın kendisi olduğuna inandırmaya çalışıyor. Moldova’nın Rusya Federasyonu’na yaklaşması ve NATO’ya girmeyeceğini açıklaması karşılığında Dinyesteryanı ile Kişinev’i masaya oturttuğunu Tiflis’e hatırlatmak istiyor. Kremlin, Tiflis’e “Eğer, Avrupa-Atlantik dünyası ile bütünleşmekten vazgeçersen, Abhazya ve Güney Osetya konusunda seninle masaya oturtabilirim” demek istiyor.

Gürcistan’a NATO kapılarının açılmaması Gürcü halkında büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Gürcistan’ın NATO üyeliğinin önündeki en büyük engel olarak fiilen (de facto) Gürcistan’dan bağımsız olan Abhazya ve Güney Osetya bulunuyor. Bu nedenle, 5 Ocak 2008’de yapılan Devlet başkanlığı seçiminden yıpranarak çıkan Gürcistan’ın genç ve hırslı Devlet Başkanı Saakaşvili, 21 Mayıs 2008 tarihinde yapılacak olan genel seçimlerden sonra iktidarını güçlendirmek ve Abhazya ve Güney Osetya’yı yeniden Gürcistan’ın bir parçası hâline getirerek NATO ile AB kapılarını açabilmek için bu iki bölgeye karşı güç kullanabilir. Saakaşvili, 17-20 Mart tarihleri arasında ABD’yi ziyareti sırasında da olası bir savaş karşısında ABD’nin desteğinin olup olamayacağını anlamak istemişti. Sonuç olarak, Gürcistan’da bu yaz sıcak geçebilir.

ASAM


Tarih Bülteni

29 Kasım 2007 Perşembe

Saakaşvili Gürcistan Devlet Başkanlığı’ndan İstifa Etti


Değiştir
Hasan KANBOLAT


24 Kasım’da partisinin kurultayına katılan Gürcistan Devlet Başkanı Mikheil Saakaşvili 26 Kasım’da görevinden istifa ederek, 5 Ocak 2008 tarihinde yapılacak olan devlet başkanlığı seçimlerinde aday olduğunu ve seçim kampanyası çalışmalarına başladığını açıklamıştır. Gürcistan Parlamentosu’nda yapılan oylamada da 148’e karşı yalnızca bir milletvekilinin 'hayır' oyu ile 5 Ocak 2008 tarihinde devlet başkanlığı seçimlerinin yapılması, yeni devlet başkanı seçilinceye kadar anayasa gereği başkanlık yetkilerinin Parlamento Başkanı Nino Burcanadze'ye devredilmesi, seçimlere kadar parlamento başkanlığı görevini Parlamento Başkan Yardımcısı Mikheil Maçavariani’nin yürütmesi onaylanmıştır. Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Levan Tarhnişvili’nin yaptığı açıklamaya göre devlet başkanının en geç 26 Kasım'a kadar istifa etmesi ve devlet başkanlığı seçimlerinin de bu tarihi izleyen 45 gün içinde yapılması öngörülmektedir. Devlet başkanı seçimine katılacakların adaylıklarının kabul edilebilmesi için 10 gün içinde 50 bin taraftarının imzaladığı onay listelerini ibraz etmeleri gerekmektedir. Komisyon, devlet başkanlığı seçimini izlemek için çok sayıda yabancı gözlemcinin ülkeye gelmesinin beklendiğini de bildirmiştir.

Muhaliflerin, yolsuzlukla ve yetkileri tek elde toplamaya çalışmakla suçlayarak istifasını istedikleri Saakaşvili, 17 Kasım’da da Başbakan Zurab Nogaydeli’yi görevden alıp yerine Gürcistan Bankası Genel Müdürü Lado Gurcenidze'yi atamış, Kasım başındaki muhalif gösterilerde çıkan olaylardan sonra uygulamaya konulan olağanüstü hal de kaldırılmıştı. Ancak, bu değişiklik muhalifleri tatmin etmemiş ve atamanın, 'hükümetin imajında herhangi bir farklılık oluşturmayacağını' öne sürerek, Saakaşvili'nin istifası için ısrarlı tutumlarını sürdürmüşlerdi.

Saakaşvili ABD’de hukuk eğitimi almış ve bir süre New York'ta bir hukuk şirketinde çalıştıktan Saakaşvili, bir süre de Fransa'da yaşamıştır. Taraftarlarının Mişa lakabı taktığı Saakaşvili, Gürcistan'a döndükten sonra Ekim 2000’de Şevardnadze tarafından Adalet Bakanı olarak atanmış ve Şevardnadze bu genç avukatı uzun süre himaye etmişti. Saakaşvili'nin bir Bakanlar Kurulu toplantısında bazı bakanların verilen hileli ihaleler karşılığında pahalı villalara sahip olduklarını gösteren belgeleri masaya getirmesi büyük bir gürültü koparmıştı. 2002'de hükümetin bir üyesi olarak kalmayı ahlak anlayışına uyduramadığını söyleyerek istifa etmişti. Bunun ardından ‘Ulusal Hareket’ adını verdiği muhalefet partisini kurmuş ve ülke nüfusunun üçte birinin yaşadığı başkent Tiflis'in belediye başkanlığına seçilmişti. Partisi yönetime karşı hoşnutsuzluk duyanların adresi olmuştu. Gül Devrimi’nden önceki kamuoyu yoklamaları son iki yıldır Saakaşvili'yi en popüler lider olarak göstermekteydi. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Saakaşvili'nin yolsuzlukla ve yoksullukla mücadele alanlarına verdiği önemi her fırsatta vurgulamasıydı. Gürcistan’da 2 Kasım 2003'deki seçimler sırasında yaygın usulsüzlükler yapıldığı gündeme gelince Saakaşvili her gün geniş katılımlı protesto gösterileri düzenlemişti. 22 Kasım 2003’te muhalefetin parlamentoyu işgali ve 23 Kasım 2003’te Şevardnadze’nin istifasının ardından 4 Ocak 2004’te yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde sivil darbenin genç lideri Mikheil Saakaşvili, rakiplerini açık farkla geçerek seçimleri kazanmıştı 2 Kasım 2003’te yapılan ve darbe sonrası iptal edilen parlamento seçimleri 28 Mart 2004’te yenilenmiş ve bu seçimler sonucunda Saakaşvili güçlü bir parlamento desteğine sahip olmuştu. Böylece, yeni yönetime yapmayı düşündüğü reformlar açısından kolaylık sağlanmıştı. Muhaliflerine göre Saakaşvili popülist bir demagog ve iktidar söz konusu olunca, eski akıl hocası Şevardnadze'yi bile bir kalemde silecek kadar hırslı bir politikacı.

Gürcistan’da iktidarın yeni ve genç bir kuşak tarafından teslim alınması, belirli fırsatlar getirdiği gibi, potansiyel riskleri de gündeme getirmişti. Çünkü, Güney Kafkasya coğrafyasının karmaşık jeostratejik dengelerini gözetebilmek ve bütün etki unsurlarını iyi hesaba katabilmek, belirgin siyasal ve kişisel deneyime sahip olmayı gerektirmektedir. Şevardnadze gibi bir duayenin yokluğu, bu meyanda potansiyel zikzaklar ve belirsizlikler ihtimalini artırmıştı.

Saakaşvili, dört yıl önce Gül Devrimi’ni gerçekleştirirken yoksul, parçalanmış, istikrarsız ve gelecekten umudunu yitirmiş bir ülke devralmıştı. Gürcistan’da sınıflar arasındaki gelir uçurumunu gidermeyi, refah düzeyini arttırmayı, istikrarı sağlamayı, Avrupa-Atlantik dünyası ile bütünleşmeyi, NATO’ya ve AB’ye üye olmayı, dondurulmuş çatışma bölgeleri olan Abhazya ve Güney Osetya sorunlarının bitirilmesini, Acaristan’da Aslan Abaşidze yönetimine son verilmesini vaat etmişti. Dört yıllık iktidarı boyunca vaatlerinden bazılarını gerçekleştirebildi. Örneğin, ülkede rüşvet büyük ölçüde ortadan kalktı, istikrar sağlandı, Abaşidze tasfiye edilerek Türkiye’nin garantörlüğüne rağmen Acaristan’ın özerkliğinin içi boşaltıldı. Avrupa-Atlantik dünyası ile bütünleşme yönünde önemli adımlar atıldı. Ancak, söz konusu gelişmeler Gürcü halkı için yeterli bulunmadı. Gürcü halkı hükümetin işsizlikle mücadele programını yeterli görmedi. Refah düzeyinin artması ve Batı ile bütünleşme için beklemek istemedi. Dondurulmuş çatışma bölgelerinin Gürcistan’ın geleceğine ipotek koymasından ve belirsizlikten sıkıldı. Bunların yanında, Saakaşvili’nin, Gül Devrimi’ni birlikte gerçekleştirdiği arkadaşlarını yönetimden uzaklaştırması ve devrim arkadaşlarının muhalefete geçmeleri muhalefetin güçlenmesine neden oldu. İktidarının ilk yıllarında Şevardnadze yönetimini suçlayan ve enkaz devraldığını söyleyen Saakaşvili, günümüzde ise dört yıl önce kendisini iktidara getiren Gül Devrimi’nden bu yana düzenlenen en büyük muhalif gösteriler karşısında eski devrim arkadaşlarını ve kuzey sınırındaki dev komşusu Rusya Federasyonu’nu suçluyor. Rusya Federasyonu’nda Aralık ayında yapılacak genel seçimler ve 2008 Mart’ındaki devlet başkanlığı seçimleriyle, muhalefetin gösterileri arasında paralellik kuruyor.

Ülkede son dört yıl içinde tanık olunan en geniş katılımlı eylemlerde artık başlıca hedef Saakaşvili'yi istifaya zorlamak haline gelmiştir. Eylemler karşısında önce başkentte, daha sonra, Rusya Federasyonu’nu kışkırtıcılıkla suçlayıp ülke genelinde, olağanüstü hal ilan eden Saakaşvili, muhalefetin gösterilerini güç kullanarak bastırdı. Hükümet karşıtı televizyon kanalının yayınları durduruldu. Bundan dolayı en güvendiği Batı dünyasının da tepkisini çekti. Saakaşvili, baskılara dayanamadı ve sonbahardaki devlet başkanlığı seçimlerinin 5 Ocak 2008’de yapılacağını açıkladı. Böylece var olan sorunları da ötelemiş oldu. Ancak, yapılacak ilk seçim genel seçim değil, devlet başkanlığı seçimi olacak. Saakaşvili bu şekilde seçmenlerin güvenini tazeleyerek yola devam etmeyi hedefliyor. Genel seçimlerin tarihi ise aynı gün yapılacak bir referandum ile belirlenecek. Söz konusu açıklamalar, Saakaşvili’nin iktidarı kolay bırakmayacağını gösteriyor. Ancak, 5 Ocak seçimlerinin şeffaf olmaması durumunda Gürcistan’ı çok zor bir kışın beklediğini tahmin etmek zor görünmüyor.

Gürcistan modeli, Sovyet eğitimli yöneticilerin sivil darbe ile tasfiyesi, Batı eğitimli ve devlet başkanının akrabası olmayan genç yöneticilerin iktidarı ele geçirmesi, ülkede demokratikleştirilme sürecinin başlatılması, Batı dünyasına entegrasyonun hızlandırılması ve eski bir Sovyet cumhuriyetinde Batı tipi demokrasinin inşa edilmesi olarak özetlenebilir. Ancak, söz konusu Gürcistan modelinin başarılı olup olamayacağı, büyük ölçüde Gürcistan’da 5 Ocak 2008 tarihinde yapılacak olan devlet başkanlığı seçimlerinin adil bir şekilde yapılıp yapılmamasına, Saakaşvili iktidarının Batı tipi demokrasiye mi yoksa Batı destekli tek adam yönetimine mi yönelip yönelmeyeceğine, Saakaşvili’nin Gürcistan’da tek adam yönetimini kurumsallaştırması durumunda Türkiye, ABD ve AB’nin bu yönetimi benimseyip benimsemeyeceklerine bağlıdır.

5 Ocak seçimleri sonrası Gürcistan’da Batı destekli bir tek adam yönetiminin kurumsallaşması ihtimali, Güney Kafkasya’nın yeni bir döneme girmekte olduğuna işaret edebilir.

ASAM

Tarih Bülteni

26 Eylül 2007 Çarşamba

Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Projesi ve Beklentiler


Değiştir
Hasan KANBOLAT
“Demirden İpekyolu” olarak adlandırılan “Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Projesi”nin Türkiye bölümünün ihalesi, 20 Eylül 2007’de Ankara’da yapılmıştır. Projenin Gürcistan bölümünün ihalesinin de Gürcistan Ulaştırma Bakanlığı tarafından Eylül ayı içerisinde tamamlanması ve Ekim ayında da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev ve Gürcistan Devlet Başkanı Mikheil Saakaşvili’nin katılımı ile Kars’ta temel atma töreninin gerçekleştirilmesi beklenmektedir.
Toplam 124 km. uzunluğunda olan demiryolunun 92 km.’lik bölümü Türkiye’den, 32 km.’lik bölümü ise Gürcistan’dan geçecek. Bu bağlamda, Türkiye tarafında 68 km., Gürcistan tarafında ise 30 km. olmak üzere toplam 98 km.’lik yeni demiryolu yapımı ve ayrıca Gürcistan’da Ahalkelek-Akhali Marabda arasındaki mevcut 160 km.’lik hattın da onarılması planlanmaktadır. Tek hat olarak düşünülen demiryolunun inşasının 2010 yılında tamamlanması öngörülmektedir. Kars-Tiflis-Bakü demiryolu projesi çerçevesinde yılda 1 milyon 500 bin yolcu ve 3 milyon ton yük taşınması hedeflenmektedir. 2034 yılında ise bu hat üzerinden yılda 3 milyon 500 bin yolcu ve 16 milyon 500 bin ton yük taşıması öngörülmektedir.

Bilindiği gibi, Avrupa-Asya demiryolu ağı Türkiye üzerinden Ermenistan'a gelmekte ve Ermenistan'da üç kola ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi (Kars-Gümrü-Ayrum-Marneuli-Tiflis yoluyla) Gürcistan’a; ikincisi (İçevan-Kazakh-Bakü yoluyla) Azerbaycan’a; üçüncüsü (Kars-Gümrü-Erivan-Nahçıvan-Meğri-Bakü yoluyla) Azerbaycan’a ulaşmaktadır.

Azerbaycan-Ermenistan Savaşı sırasında Türkiye’nin Ermenistan sınır kapılarını (Alican Karayolu Sınır Kapısı ve Akyaka Demiryolu Sınır Kapısı) 1993 Nisan’ında kapatması, Ermenistan üzerinden demiryolu ile eski Sovyet cumhuriyetlerine bağlanan Türkiye’nin doğrudan demiryolu bağlantısının kesilmesine yol açmıştır. Bu nedenle, Avrupa-Asya demiryolu ağı halen kullanılamamaktadır. Dolayısıyla Türkiye, Ermenistan’dan Gürcistan’a; Gürcistan üzerinden Rusya Federasyonu ve Azerbaycan’a; Rusya Federasyonu ve Azerbaycan üzerinden Ukrayna’ya, Orta Asya’ya (Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan) ve Çin’e bu yollar üzerinden ulaşamaz hale gelmiştir. Türkiye ile Orta Asya ve Çin arasında demiryolu taşımacılığı İran üzerinden gerçekleşmektedir.

Türkiye-Ermenistan sınırının kapalı olmasından dolayı doğu-batı koridorunu oluşturan Avrupa-Asya demiryolu ağını kullanamayan Ermenistan ise demiryolu ile dünyaya açılımını sadece İran üzerinden gerçekleştirmek zorunda kalmaktadır. Çünkü Ermenistan, 1992 Abhaz-Gürcü Savaşı’ndan beri kapalı olan ve kuzey-güney koridorunu oluşturan Rusya Federasyonu-Abhazya-Gürcistan-Ermenistan güzergahını da kullanamamaktadır.

Türkiye-Ermenistan sınır kapısı açılsa bile Türkiye, Kafkasya ve Orta-Asya ile demiryolu bağlantısının sadece Ermenistan’dan geçmesini güvenli bulmamaktadır. Ayrıca, 1993’den beri kullanılmayan Ermenistan’dan geçen demiryolu hattının tahrip edildiği, rayların söküldüğü ve siyasi sorunlar ortadan kalksa bile eski demiryolu hattının onarılarak yeniden açılmasının birkaç yıl alacağı bilinmektedir. Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu’nun yaşama geçirilmesi sonrasında da Türkiye’nin söz konusu bölge ile demiryolu bağlantısını birtakım yeni alternatif projeler ile sağlama çabaları sürecektir. Bu bağlamda, Türkiye Ermenistan’ı tamamen devreden çıkaracak alternatif demiryolu projeleri oluşturmaya başlamıştır. Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Projesi ile Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan arasında; Batum-Hopa Demiryolu Projesi ile Türkiye-Gürcistan-Rusya Federasyonu arasında, Samsun-Poti Hattı ile Türkiye-Gürcistan arasında; yük taşımacılığına olanak sağlayacak ağların kurulması alternatif çözüm yolları olarak gündeme gelmiştir.

Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Projesi, Türkiye ile Gürcistan arasında doğrudan demiryolu bağlantısı kurmak ve mevcut demiryolu hattıyla Gürcistan üzerinden Türkiye ile Azerbaycan, Orta Asya, Çin ve Moğolistan arasında demiryolu bağlantısı oluşturmak amacını taşımaktadır. Gürcistan’da, Tiflis'ten Ahalkelek'e kadar Sovyetler Birliği döneminden kalma ve halen kullanımda olan bir demiryolu bulunmaktadır. Kars ile Ahalkelek arasında bir demiryolu inşası halinde Türkiye, Tiflis'e ve oradan da Bakü'ye bağlanma olanağına kavuşacaktır. Böylece Türkiye’nin, Sovyetler Birliği döneminden kalma, Ermenistan’dan geçen Kars-Gümrü-Ayrum-Tiflis demiryolu güzergahına olan ihtiyacı ortadan kalkacaktır. Kars-Ahalkelek demiryolunun inşası, Türkiye'yi Güney Kafkasya demiryolu ağına bağlayacak ve böylece eski Sovyetler Birliği ülkelerini Türkiye'ye bağlayan Kars-Gümrü demiryolu işlevini yitirmiş olacaktır. Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu ile İran üzerinden geçen mevcut doğu-batı koridoruna alternatif bir güzergahın oluşturulması; Orta Asya’nın Hazar üzerinden Türkiye’ye bağlanması; Avrupa ile Orta Asya arasında daha kısa ve daha güvenli bir yol üzerinden ulaşımın sağlanması; Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan-Türkmenistan üzerinden geçen “Demiryolu-Denizyolu Kombine Taşımacılığı” ile Orta Asya’nın Akdeniz’e bağlanması ve Orta Asya ile yapılan transit taşımacılıkta Türkiye’nin önemli bir konuma getirilmesi planlanmıştır. Gürcistan’da, Sovyetler Birliği döneminden kalma, Tiflis-Ahalkelek demiryolu bulunmaktadır. Kars ile Ahalkelek arasında bir demiryolu hattı inşası halinde Türkiye, bu hat üzerinden Tiflis'e, oradan da Bakü'ye bağlanma olanağı bulacaktır. Böylece Türkiye, Sovyetler Birliği döneminden kalma Kars-Gümrü-Ayrum-Tiflis demiryolu güzergahına gereksinim duymayacaktır. Kars-Ahalkelek demiryolunun inşası, Türkiye'yi halen işleyen Güney Kafkasya demiryolu ağına bağlayacak ve böylece eski Sovyetler Birliği ülkelerini Türkiye'ye bağlayan Kars-Gümrü demiryolu işlevini yitirmiş olacaktır.

Ermenistan’ın, Azerbaycan topraklarını işgali sürdürmesi ve Türkiye’nin olumlu adımlarına cevap vermemesi, Güney Kafkasya’da Soğuk Savaş sonrasında istikrar ve güven ortamının oluşmasını engellemektedir. Türkiye-Ermenistan sınırının kapalı olması ve sınır kapılarının açılması halinde bile Ankara-Erivan arasında güven ortamının tesis edilememe olasılığı, Türkiye’yi Ermenistan’ı devreden çıkaran enerji, iletişim ve ulaşım yolları oluşturulması arayışına sevk etmiştir.

Sonuç olarak, Türkiye ile Güney Kafkasya başta olmak üzere, eski Sovyet Cumhuriyetleri arasında yük taşımacılığının belkemiğini oluşturacak yeni demiryolu bağlantısında artık proje safhasının ilerisine geçilmiş ve hedefe yaklaşılmıştır.

Tarih Bülteni
 

Tarih Bilgi Ambarı Copyright 2007-2009